Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

toGi

ßeni ÇekemeYen aNten taqsIn...:)

Yazılar

ates ve su

ATES BIRGUN SUYU GORMUS YUCE DAGLARIN ARDINDA
SEVDALANMIS ONUN DELI DALGALARINA
HIRCIN HIRCIN KAYALARA VURUSUNA
YUREGINDEKI DURULUGA
DEMIS KI SUYA
GEL SEVDALIM OL!
HAYATIMA ANLAM VEREN MUCIZEM OL
SU DAYANAMAMIS ATESIN GOZLERINDEKI SICAKLIGA
AL DEMIS;
YUREGIM SANA ARMAGAN…
SARILMIS ATESLE SU BIRBIRLERINE
SIKICA,KOPMAMACASINA
ZAMANLA SU , BUHAR OLMAYA
ATES,kÜL OLMAYA BASLAMIS
YA KENDISI YOK OLACAKMIS,YA ASKI..

BASTAN ALINLARINA YAZILAN KADERIDE
YÜREGINDEKI KADERIDE
ALIP GITMIS UZAK DIYARLARA SU…
ATES KIZMIS,ATES YAKMIS ORMANLARI
ARAMIS SUYU DIYARLAR BOYU
GUNLER BOYU,GECELER BOYU
BIRGUN GELMIS SUYA VARMIS YOLU
BAKMIS O DURU GOZLERINE SUYUN
BIRAZ KIRGIN BIRAZ HIRCIN
VE O ZAMAN ANLAMIS KI ;
ASKIN BAZEN GITMEK OLDUGUNU
AMA GITMENIN YITIRMEK OLMADIGINI…
ATES DURMUS ,SUSMUS,SONMÜS ASKIYLA
ISTE O ZAMANDAN BERIDIRKI ;
ATES SUDAN
SU ATESTEN KACAR OLMUS…
ATESIN YUREGINI SADECE SU
SUYUN YUREGINI
SADECE ATES ALIR OLMUS...

sessizce..

öyle yalnızlıklar gördümki senden önce
hiç biri yaşatmadı böyle kendini
acıtmadı gecelerce ağlatmadı
ve ben böyle ıssızlığın çığlıklarını hç duymadım
her sesi sana yordum her rengi sende buldum
seni aradım duyduğum sesle avundum ama yıne yoktun
ve sabahlar.
gecenın teslimiydi belkide acısıydı tum tesellilerin
belkide hesabıydı geçmiş koca ömrün
rengim siyahtı hayat ise senin ödülün
aklımdaydın yıne o sokaklarda gezerken
evet belkıde sarhoş oldum gecelerce
bir su damlası gibi koca denizlerde
ya da bir kum tanesi yalnız kumsallarda
dilimin ucunda hep sen ama yaşadığım hayalin
sevda kocaman bir yalan dillere düşen bir ateş belkide
yüreğimi koydum sana ben tüm benliğimle
derinden öyle yırtarak öyle sırılsıklam
çığlık çığlığa aşık oldum sana ben
hayatımı sana verdim öylesine değil sadece sessizce
doğmamış çocuğumuzun adını koyduk
her yağmurda onu andık senınle
sen sen öylece yatardın omuzuma
tüm dünyaya küser ikimizde belki
ölürdük o anda ama sen unuttun şimdi beni
verdiğin sözleri,ne o yoksa ağladınmı
ağlama ben sana hala vurgun hala aşık
hala sana ait ve verdiğim sözdeyim hayata dair
ölmicem ayrılmıcam hayattan sana söz verdim
ama sorma sakın
aslında o an öldüm o son bakışınla
vurdun beni hayata bağlayan her şeyi kopardın
mezarıma bakıyorum son kurşun silahımda
boynumda vebalim göz yaşlarım hala yanaklarımda
dönmezsin bilirim bedenin ağır kalır yaşamda
belkide gitmeliyim şimdi bir daha dönmemek üzere
tutamadığım sözümle bulamadığım kendimle
ağlamadan yine sessizce ölüyorum
zaten ölü olan ruhum bedenimide çekiyor içine
sus sakın ağlama çünkü ben yine sana aşık
yine sana vurgun yine seninim...

iyiki doğdun..

Sevgili, doğum günün kutlu olsun. Ben partiye geç kaldım :( beni beklemeden doğmuşsun, olsun
doğmuşsun ya, bu yeter bana!.. Ama pastadan güzel bir dilim kalmış, yedim,ü pek bi lezzetliydi! Sana
doğum günü hediyesi şu çok sevdiğim meseli gönderiyorum sevgili: "Mesleğinin tüm ilkelerine sadık
kalarak uygulayan ak saçlı bir ustaya başarısının sırrını sorarlar. İlk sözcükle cevap verir:
"Doğru karar". O kararları nasıl alabildiğinin sırrını sorarlar. Tek sözcük ile: "Deneyim" der.
Deneyimin sırrını sorduklarında ise, cevabına iki sözcüğü yeterli görür: "Yanlış kararlar"...
Bundan sonraki yaşantında tüm kararlar senin ve bütünün hayrına doğrulardan yana olsun... seni chok
sefiyom.. Amin :)

Çiçekle su..

ıÜüGünün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

?

Yazamıyorum artık eskisi gibi. Yazma isteği kalmadı içimde. Hep başka düşüncelerle doluyum. Belki de ilham kaynağımı kaybetmemden de kaynaklanıyor olabilir. Sanki yıllardır bana arkadaşlık eden o değilmiş gibi bomboş bana tamamen yabancı gelen bu daktilo…

Yazmaya başladığım o yıllar on beş yaşımda mıydım hatırlayamıyorum şimdi… Hiç düşünmemiştim bir gün yazar olabileceğimi ve bu günlere gelebileceğimi. Aslında bir yazar olmak değildi amaçladığım ufacık bir hevesti. Bana zevk veriyordu. İlk yazılarım şiirlerdi aşk kokan şiirler… Âşıktım, seviyordum. Okul kapısında beklerken görmüş ve tutulmuştum ona. Artık hep onu görmek için okul çıkışında saatlerce beklediğim oluyordu. O zamanlar kızlar için şiir yazan erkekler çok gözdeydi şimdinin gitar çalan erkekleri gibi… Yazmaya başladım onun için, bir bakışını bile sayfalarca anlatabiliyordum. Nesir, düzyazı bu nasıl bir aşktı Allah’ım. Her saniyemi ona yazmakla geçiriyordum. Bilmeyecekti ona yazdığımı, aşkımı, şiirlerimi… Ama yazıyordum işte. O yeşil gözleri ölümümdü, dökülen gözlerinden bir damla yaş, hüznü ölümüm olurdu. Artık eskisinden daha çok yazmaktaydım. Bu sefer kararlıydım gidip söyleyecektim. Seni seviyorum diyebilecektim ama diyemezdim, yapamazdım ya heyecanlanırsam yazacaktım elbette elbette yazmalıydım. Daktilomun başına geçtim. Yazdım beğenmedim yazdım beğenmedim gözlerimden yaşlar gelmeye başlamıştı artık ama bitirmiştim yazmıştım ilk ve son aşk mektubumu. Bunu ona verecektim bilecekti artık onu sevdiğimi acaba nasıl bir tepki verecekti oda beni görmüş ve sevmiş olabilir miydi? Bu mektubu ona vermeden ve yüzündeki ifadeyi görmeden bunu bilemezdim. Okul çıkışına gittim, bekledim. On dakika vardı çıkış saatine. Sanki bana bir asırmış gibi geldi. İşte gördüm onu geliyordu o güzel saçlarını savura savura! Ey sevgili bu gün o kadar da güzel olmuşsun ki… İşte o an kalbim durabilirdi kavuşacaktım ona sonunda… Durdum sadece durdum sanki öldüm de hayat durdu da sadece o an kaldı hafızamda. Koşuyordu koşuyordu sevdiğine sarıldı öptü… Doyasıya hasret dolu bir sarılıştı bu. Yıkılmışım o an okul kapısının kenarına. Hava karamaya başlarken ayrıldım oradan. Sonradan öğrendim nişanlısıymış okul bitiminde evleneceklermiş. Aylarca yazamadım istedim ama olmadı denedim yapamadım onsuz olmuyordu. Başka şeyler düşünmek için kendimi zorladım. Gazeteler, dergiler farklı hobilerle uğraştım yıllar boyu. Belki unutmuştum onu ya da kendimi kandırıyordum zamana karşı ama olsun o benim olmadı hiç belki beni sevmiyor ama ben hiç pişman değilim ki onu bu kadar sevdiğimden. Bir çocuğu olmuş tıpkı kendisi gibi güzel bir kızı. Onu yıllar sonra bir otobüs durağında gördüm, konuştuk hem de. Ama arkadaşça sonra ilişkilerimiz daha da ilerledi onunla ve eşiyle. Onu şimdi seviyor muyum bilemiyorum ama bir gülüşü bile beni mutlu ediyor. Onun bir başka kollarda olduğunu bilsem de onun mutlu olması kâfi geliyor bana hatta artıyor bile. Hem artık daha da güzel yazıyorum onun gülüşünü yazıyorum yine sayfalarca. Onu görebiliyorum dokunamasam da. Ama hiç pişman değilim. Çünkü anladım SEVMEK SEVDİĞİNİ MUTLU GÖRMEK DEMEKMİŞ…

...ραтιкѕιzρєηgυєη...

...

Seni Sevdigimi soyledim guselsin canimsin dedim inanmadin ugruna olurum
dedim bu a ba$ koydum dedim inanmadin. Hayatim namlunun ucunda simdi
parmaklarimin hareketi olumu getirecek bana olursem belkide hosuna gidecek
bir daha aramaz bir daha rahatsiz etmez kurtulurum dersin artik ruyalarinin
kabusu olucagim ama beden olarak deil ruh olarak...


tum sabrimi parmaklarimin ucuna yukledim parmagimin tum gucunude tetige
verdim olumude beynime isledim...


duygusalim aglarim senin icin ne yaparsin olumden donus olsaydi eger olumu
secmezdim inan herseyi bi kenara ittim senide kalbime gomdum ve kalbimdeki
senle gomulecegim ...


Ben bir turk sinamasi canlandirmiyorum seni aglatmak deil amacim pismanlik
duymanida istemiyorum benim kavgam kendimle birini sevince vaz gecemiyen
kalbinle hic bir zaman elde edemedigim sabrimla senin sesini verip beni
kahreden telefonlarla hep icimi doktugum siirlerle hep seni anlatan
sarkilarla ...


Bas kaldirisim seni bana vermiyen kaderimle isyanimda seni bana unutturmayan
allaha karsi avazim ciktigi kadar bagirdim goklere yana yikila yurudugum
sokaklara ve seni benden ayiran tabancaya gule gule...


olecegim bagaracaklar agliyacaklar ciglik atacaklar yok mezardi yok
cenazeydi ugrasacaklar ardimdan oldukten sonra yakin beni kullerimi agri
daginin zirvesine savurun parca parca duseyim yer yuzune ve sen guselim ve
sen

KIYAMETTE GORUSMEK UZERE...

aLı$ma bana...!

Alışma bana, ne yapacagım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum...
Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bi yara da sen açma...
Sevme beni, yogun duygularımda kaybolursun, tutuştururum...
İsteme beni, yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum...
Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum...
Anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum...
Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum...
Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına, sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum...
Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocugum, büyütemezsen kaybolurum..

Ho$cakal..!

Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda, ağlamak da artık zor geliyor, zoruma gidiyor.

Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime; Hoşçakal.


Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın. Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım. Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı....

Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım. Senin oturduğun iskemle boş, ev boş... İhanetin resmi boşlukta çizili...

Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin. Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor. Karaya çalan pembeler...

Kim, kimi kandırıyor bu alemde? Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor.

Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık. Dayanıksızım, dayanaksızım...

Olduğun yerde kal...

Hoşçakal...

...

Hani bazen derler ya; 'söz verdim
Ama sözümü tutamadım seni unutamadım.' İşte öle oldu benim ki de söz
verdim ama Tutamadım 'niçin' dedim kendi kendime 'niçin Unutim ki seni'
Yapamayacağım şeyi niçin yapmaya çalışayım?
Seni severken seni nasıl unutayım?..
Aklımda olsan unuturum seni
Çünkü unutkanım bilirsin.
Ama sen aklımda değil kalbimdesin...
Ha deyince söküp atamam ki seni..
Kalbime kilitlemişsin bir kere,
Her anahtar açmaz ki.....

Gidecek Olan



Yazmış söylemiş olsan da aynı sözleri
Belki aynı başkasına benzer
Bir, iki, üç ard arda
Sadece sayılar mı bir sınıf teşkil eder?
Sordum kendime tekrar
Yanlış olabilir,
Anlamam mümkün
Belki yanlış söyledim,
Yanlış düşündüm, mümkün
Doğrusu soruyorum kendime
Ve yine tekrar tekrar
Teker teker
Ne gösterecek, ne anlatacak –olan- doğruyu
Kim?
Aklım ve yüreğim bende saklıyken
Nereye, kime, neden?
Bakıp sormalıyım
Var mı bir neden
Yok mu sadece olan
Anlamak değil mi sadece yaşananı
Sadece yaşanana
Özlem bir de gıpta bazen, belli belirsiz
Tanımlama çabasında, anlamaya
Aklamaya çalışan aklım.
Hissettiğimden çok sezdiği,
Yumruğum kadar yüreğimin.
Sadece yaşanan
Hem de diyorum
Sadece yaşanana
Bir saygı kabul,
Kabulüm anlamasan da, anlatsan da.
Hangi kararda durduk
Ne kıvama geldik
Korkup kaçtık
Çoşup taştık
Gittik geldik
Nereye, ne döndük
Yüzüme çarpan sabahın aydınlık ilk ışıkları
Ferahlığında yüreğim
Şimdi yüzüm akşam üzeri serinliğinde
Tanelenmiş artık çiçekler
Küçücük, büyüyecek yeşil dallarda
Yeniden doğan tadlı meyveler
Yüzümü ışığa döndüm
Görünsün
Ne korkaklığı, ne esareti
Sadece görünsün
Adanmış bir can cesareti
Hayata dopdolu bir sevgiyle
Işıktan gelen
İçime sığmaz, taşan, karanlığı delen
Harf harf damlayan hayata
Sadece yaşanan
Yansısın gözlerimden sek
Bir ışık
Hep sevgiyle
Gidecek olan
Ne sen, ne de ben
Kalacak gerçekten
Yaşanan, yaşandığı bilinen
Ve sadece
Ehl-i sevginin hatırası
Saygının yağmuruyla yıkansın
Hak’a Hak edilen
Senden, benden
yadigar kalsın…