?
Yazamıyorum artık eskisi gibi. Yazma isteği kalmadı içimde. Hep başka düşüncelerle doluyum. Belki de ilham kaynağımı kaybetmemden de kaynaklanıyor olabilir. Sanki yıllardır bana arkadaşlık eden o değilmiş gibi bomboş bana tamamen yabancı gelen bu daktilo…
Yazmaya başladığım o yıllar on beş yaşımda mıydım hatırlayamıyorum şimdi… Hiç düşünmemiştim bir gün yazar olabileceğimi ve bu günlere gelebileceğimi. Aslında bir yazar olmak değildi amaçladığım ufacık bir hevesti. Bana zevk veriyordu. İlk yazılarım şiirlerdi aşk kokan şiirler… Âşıktım, seviyordum. Okul kapısında beklerken görmüş ve tutulmuştum ona. Artık hep onu görmek için okul çıkışında saatlerce beklediğim oluyordu. O zamanlar kızlar için şiir yazan erkekler çok gözdeydi şimdinin gitar çalan erkekleri gibi… Yazmaya başladım onun için, bir bakışını bile sayfalarca anlatabiliyordum. Nesir, düzyazı bu nasıl bir aşktı Allah’ım. Her saniyemi ona yazmakla geçiriyordum. Bilmeyecekti ona yazdığımı, aşkımı, şiirlerimi… Ama yazıyordum işte. O yeşil gözleri ölümümdü, dökülen gözlerinden bir damla yaş, hüznü ölümüm olurdu. Artık eskisinden daha çok yazmaktaydım. Bu sefer kararlıydım gidip söyleyecektim. Seni seviyorum diyebilecektim ama diyemezdim, yapamazdım ya heyecanlanırsam yazacaktım elbette elbette yazmalıydım. Daktilomun başına geçtim. Yazdım beğenmedim yazdım beğenmedim gözlerimden yaşlar gelmeye başlamıştı artık ama bitirmiştim yazmıştım ilk ve son aşk mektubumu. Bunu ona verecektim bilecekti artık onu sevdiğimi acaba nasıl bir tepki verecekti oda beni görmüş ve sevmiş olabilir miydi? Bu mektubu ona vermeden ve yüzündeki ifadeyi görmeden bunu bilemezdim. Okul çıkışına gittim, bekledim. On dakika vardı çıkış saatine. Sanki bana bir asırmış gibi geldi. İşte gördüm onu geliyordu o güzel saçlarını savura savura! Ey sevgili bu gün o kadar da güzel olmuşsun ki… İşte o an kalbim durabilirdi kavuşacaktım ona sonunda… Durdum sadece durdum sanki öldüm de hayat durdu da sadece o an kaldı hafızamda. Koşuyordu koşuyordu sevdiğine sarıldı öptü… Doyasıya hasret dolu bir sarılıştı bu. Yıkılmışım o an okul kapısının kenarına. Hava karamaya başlarken ayrıldım oradan. Sonradan öğrendim nişanlısıymış okul bitiminde evleneceklermiş. Aylarca yazamadım istedim ama olmadı denedim yapamadım onsuz olmuyordu. Başka şeyler düşünmek için kendimi zorladım. Gazeteler, dergiler farklı hobilerle uğraştım yıllar boyu. Belki unutmuştum onu ya da kendimi kandırıyordum zamana karşı ama olsun o benim olmadı hiç belki beni sevmiyor ama ben hiç pişman değilim ki onu bu kadar sevdiğimden. Bir çocuğu olmuş tıpkı kendisi gibi güzel bir kızı. Onu yıllar sonra bir otobüs durağında gördüm, konuştuk hem de. Ama arkadaşça sonra ilişkilerimiz daha da ilerledi onunla ve eşiyle. Onu şimdi seviyor muyum bilemiyorum ama bir gülüşü bile beni mutlu ediyor. Onun bir başka kollarda olduğunu bilsem de onun mutlu olması kâfi geliyor bana hatta artıyor bile. Hem artık daha da güzel yazıyorum onun gülüşünü yazıyorum yine sayfalarca. Onu görebiliyorum dokunamasam da. Ama hiç pişman değilim. Çünkü anladım SEVMEK SEVDİĞİNİ MUTLU GÖRMEK DEMEKMİŞ…
...ραтιкѕιzρєηgυєη...
